Bir Fincan Çayla Başlayan Hikâye: En İyi Türk Çayı Markasını Ararken Küçük bir Karadeniz köyünde, sabah sisinin arasından süzülen çay kokusuyla uyanan iki kardeş vardı: Elif ve Murat. Biri dünyaya kalbiyle bakan, empatisiyle insanları saran bir kadın; diğeri hayatın problemlerini çözmeye odaklı, stratejik düşünen bir adam. Onları bir araya getiren şey, babalarından kalan eski bir çaydanlık ve yıllardır süregelen bir meraktı: “En iyi Türk çayı hangisi?” Çayın Peşinde Başlayan Yolculuk Elif ve Murat için bu soru sadece bir damak zevki meselesi değildi. Bu, çocukluklarının kokusunu, annelerinin mutfakta demlenen çayını, bayram sabahlarında misafirlere uzatılan bardakları hatırlatan bir yolculuktu. Elif, bu sorunun…
Yorum BırakHafif Yaşam Tüyoları Yazılar
Hipopotam ile Su Aygırı Aynı Şey Mi? Tarihsel Bir Bakış Geçmişi Anlamak, Günümüzle Bağ Kurmak: Bir Tarihçinin Gözünden Bir tarihçi olarak her zaman ilginç bir merakla geçmişin derinliklerine inmeye çalışırım. İnsanlık tarihi boyunca; hayvanlar, insanlar ve kültürler arasındaki ilişki, bazen dikkate alınmayacak kadar basit görünse de, bazen ise karmaşık bağlantılar kurmamıza neden olur. Bugün, halk arasında sıkça karşılaşılan bir soruyu ele alacağız: Hipopotam ile su aygırı aynı şey mi? Bu basit soruya bakarken, aslında bu hayvanların tarihsel algılarını, toplumların onları nasıl tanımladığını ve etraflarındaki efsanelerin nasıl şekillendiğini keşfedeceğiz. Hipopotam ve Su Aygırı: Farklı Ama Benzer İlk bakışta, hipopotam ve su…
Yorum BırakMemurun Bir Günlük Yevmiyesi Ne Kadar? Ekonomik Denge ve Refahın Görünmeyen Yüzü Bir ekonomist olarak, her analizimin temelinde aynı ilke yatar: Kaynaklar sınırlıdır, ama insan ihtiyaçları sınırsızdır. Bu basit gerçek, toplumların ekonomik düzenini şekillendirir. Gelir dağılımından kamu harcamalarına, enflasyondan üretim dengesine kadar her olgu, bu sınırlılığın farklı bir tezahürüdür. “Memurun bir günlük yevmiyesi ne kadar?” sorusu ise yalnızca bir maaş sorgusu değildir; aynı zamanda devletin ekonomik tercihlerinin, toplumsal adaletin ve bireysel refahın bir göstergesidir. Yevmiye Kavramı: Emeğin Günlük Karşılığı Yevmiye, en sade tanımıyla bir çalışanın bir gün için kazandığı ücrettir. Ancak ekonomide bu kavram, emeğin değerinin ve üretim sürecindeki payının…
Yorum BırakLazlar Gürcü Kökenli mi? Sosyolojik Bir Perspektiften Kimlik, Toplum ve Kültür Toplumsal yapıları incelerken, her toplumun kimliğini nasıl kurduğunu, bireylerin bu kimliği nasıl yaşadığını anlamak bir sosyolog için en heyecan verici süreçlerden biridir. Karadeniz’in doğusuna, dağların denizle buluştuğu o yeşil kıyılara baktığımızda, Laz kimliği bu anlamda çok katmanlı bir örnek olarak karşımıza çıkar. Peki, Lazlar Gürcü kökenli mi? Bu soru, yalnızca etnik köken meselesi değil, aynı zamanda toplumsal aidiyet, kültürel miras ve kimlik inşasıyla ilgili derin bir tartışmanın kapısını aralar. Tarihsel ve Sosyolojik Arka Plan Tarihsel olarak Lazlar, Güney Kafkasya’nın batı ucundan başlayıp Türkiye’nin Rize ve Artvin kıyılarına kadar uzanan…
Yorum Bırakİş Gücü Ne? Felsefenin Işığında Emek, Değer ve Varlık Üzerine Bir Düşünce Filozofun Bakışıyla Başlamak İnsanın doğayla kurduğu en kadim ilişki, düşünmenin ardından çalışmadır. İş gücü dediğimiz şey, yalnızca bedensel enerji ya da ekonomik üretim kapasitesi değildir; o, insanın dünyada var olma biçimlerinden biridir. Bir filozof için “iş gücü” yalnızca ekonomi kitaplarının satırlarında değil, ontolojinin, epistemolojinin ve etiğin derin katmanlarında yankılanır. Çünkü çalışmak, hem “ne olduğumuzu” hem de “ne bildiğimizi” ve “nasıl yaşadığımızı” belirler. Ontolojik Açıdan: İş Gücü ve Varlığın Gerçekliği Ontoloji, varlığın ne olduğunu sorgular. Bu bağlamda iş gücü, insan varoluşunun etkin biçimidir. Heidegger’in deyimiyle insan, dünyada “var olan”…
Yorum BırakHırs Hangi Dil? Kültürlerin Sessiz Arzusu Üzerine Antropolojik Bir Yolculuk Bir Antropoloğun Gözünden: Kültürlerin Derin Arzularına Davet Bir antropolog olarak dünyanın farklı köşelerinde aynı soruyla karşılaştım: “İnsan neden ister, neden hırslanır?” Kimi zaman bu soru, bir Afrika köyünde tarım ritüelleri sırasında sessizce gözlem yaptığımda aklıma geldi; kimi zaman Tokyo’nun neon ışıkları altında aceleyle yürüyen insanlarda. Hırs hangi dil? sorusu, aslında kültürlerin insan ruhuna kazıdığı bir kodu çözmekle ilgilidir. Hırs evrenseldir; ama her toplum onu kendi dilinde, kendi sembollerinde, kendi ritüellerinde ifade eder. Ritüellerde Gizlenen Hırs: Başarı mı, Aidiyet mi? Antropolojide ritüel yalnızca dini bir eylem değil; toplumsal enerjinin, arzunun ve…
6 YorumHidroliz Enerji Verir Mi? Toplumsal Yapılar ve Bireylerin Etkileşimi Üzerine Bir Sosyolojik Bakış Bir araştırmacı olarak, toplumsal yapıların ve bireylerin etkileşimini anlamaya çalışırken, çoğu zaman hayatın karmaşıklığına dair derin bir merak hissi taşırım. İnsanların birbirleriyle ve çevreleriyle nasıl etkileşime girdiği, bu etkileşimlerin toplumları nasıl şekillendirdiği ve bireylerin bu yapılar içinde nasıl bir yer edindiği soruları hep dikkatimi çeker. Bu yazıda, konuya farklı bir açıdan bakarak, bilimin ve toplumsal yapıların nasıl iç içe geçtiğini tartışmak istiyorum. Hidroliz, genellikle kimya ve enerji üretimi ile ilişkilendirilen bir kavram olsa da, burada toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler üzerinden bir metafor olarak kullanılacaktır.…
Yorum BırakHicri Yıl Kaç Sene? Pedagojik Bir Bakış Açısıyla Zamanın Gücü Öğrenme, insan hayatının en değerli ve dönüştürücü süreçlerinden biridir. Bir insanın öğrendiği her şey, yalnızca bilgiyle değil, dünyayı anlama şekliyle de derin bir bağlantı kurar. Her yeni bilgi, insanın düşünce yapısını, değerlerini ve davranışlarını yeniden şekillendirme potansiyeline sahiptir. Öğrenme, insanın en derin içsel dönüşümünü gerçekleştirdiği bir yolculuktur. Hicri yıl gibi kültürel ve tarihsel bir kavramı öğrenmek de bu yolculuğun bir parçasıdır. Hicri yılın kaç sene olduğu sorusu, aslında zamanın nasıl ölçüldüğüne dair çok daha derin bir anlayış geliştirmemize olanak tanır. Bu yazıda, Hicri yılın ne kadar sürdüğünü öğrenirken, eğitim perspektifinden…
Yorum BırakSuç ve Kabahat Arasındaki Fark Nedir? Bilimsel Ama Anlaşılır Bir Bakış Bazı kavramlar vardır ki, gündelik hayatta sıkça kullanılır ama anlamı tam olarak bilinmez. “Suç” ve “kabahat” de bu kavramlardan ikisi. Hukukun, psikolojinin ve sosyolojinin kesiştiği bu iki kelime, insan davranışının sınırlarını çizen görünmez çizgilerdir. Peki, gerçekten suç ile kabahat arasındaki fark nedir? Gelin, bu konuyu biraz bilimsel ama herkesin anlayacağı bir dille birlikte inceleyelim. Bilimsel Merakla Başlayan Bir Yolculuk Bir gün hukuk öğrencisi Ayşe, yüksek lisans tezinde “insan davranışının yasal sınırları” konusunu araştırmaya karar verdi. İlk sorusu çok basitti: “Suç nedir, kabahat nedir ve neden birbirinden ayrılmıştır?” Bu basit…
Yorum BırakGüneş Işınım Değeri Nedir? İnsan Zihninin Işığında Psikolojik Bir Okuma Bir psikolog olarak her sabah perdeleri aralayıp o ilk ışığın yüzüme vurduğu anı izlerken şunu düşünürüm: “Güneş ışınım değeri” sadece fiziksel bir ölçü mü, yoksa insan ruhunun da bir denkliği var mı?” Güneş, atmosferin ötesinden gelen fotonlarla dünyayı aydınlatırken, biz de kendi iç dünyamızda bir “psikolojik ışınım” yaratırız. Tıpkı doğadaki gibi, bu ışınımın yoğunluğu, süresi ve yönü; ruh halimizi, ilişkilerimizi ve bilişsel süreçlerimizi şekillendirir. Belki de bu yüzden her insanın içinde, ölçülmeyi bekleyen bir içsel ışınım değeri vardır. Fizikten Psikolojiye: Işınımın İnsan Zihnindeki Yansımaları Fiziksel olarak güneş ışınım değeri, birim…
Yorum Bırak