İçeriğe geç

1 kilo buğdaydan kaç kişilik aşure çıkar ?

Aşureden Kalanın Tadında Bir Hayat: 1 Kilo Buğday, Birçok Anı

Herkesin hayatında öyle anlar vardır ki, tüm dünyanızı değiştiren küçük bir anımsama, bir nesne ya da bir olayla her şeyin anlamı başkalaşır. Benim için bu dönüm noktalarından biri, geçen sene aşure zamanında yaşadığım bir andı. O gün, 1 kilo buğdayın ne kadar değerli olduğunu, aşurenin sadece bir tatlı olmadığını, hayatın en güzel anlarını paylaştıkça çoğaldığını fark ettiğim gündü. Kayseri’deki küçük evimde, eski mutfakta, annemle ve küçük kız kardeşimle birlikte geçirdiğimiz o saatin ne kadar önemli olduğunu düşünerek, size bu anı nasıl yaşadığımı anlatmak istiyorum.

Hayatımda Bir Kilo Buğdayın Önemi

Aşure yapmaya karar verdiğimizde, ilk başta aklımda hiçbir şey yoktu. Sadece bu geleneğin beni nasıl bulduğunu merak ediyordum. Kayseri’de büyümüş biri olarak, aşure çok derin bir anlam taşır. Her sene, her evde aynı sabahlar başlar: Annemin mutfaktan yükselen sesiyle uyanırız, buğdaylar ıslanır, malzemeler hazırlık aşamasına gelir. O sabah, mutfakta annemin yanına gittiğimde, her şey bana çok tanıdık geliyordu. Ama bir fark vardı; annemin gözlerindeki yorgunluk, bana bir şeyler söylüyordu. Aniden içimde bir kaygı oluştu. Belki de yaşamın bana biraz daha ağır geldiği bu dönemde, bir kilo buğdayın ne kadar kişiye yeteceğini merak etmek yerine, “ya buğdayın ne kadar olduğunu sormak bile yetersizse?” diye düşünmeye başlamıştım.

Bir kilo buğdayla başlanan aşure, aslında tek başına bir anlam taşımazdı. Ama bir şey vardı ki, o da bir ailenin, bir halkın, birbirine kattığı anlamdı. Her malzeme, bir anıyı, bir kaybı, bir umudu taşır. Her bir kaşık aşure, hayatın bize sunduğu tatların, acıların, başarıların ve kayıpların harmanıdır. Annenin karıştırdığı o tencerenin içinde, sadece buğday değil, geçmişin kırıntıları, hayatın umutları da kaynaşıyordu.

O İlk Kaşık Aşure

Aşureyi yaparken, bir yandan tenceredeki buğdayın kaynadığını, tatlı meyvelerin eklenmeye başladığını izlerken, bir yandan da çocukluğumun en güzel anılarını hatırladım. Annemin elinin değdiği her şey gibi, aşure de sevgiyle karıştırılır. Her malzeme, her eklenen besin bir zamanlar anneannelerimizden, dedelerimizden, geçmişten gelirdi. O gün, 1 kilo buğdaydan kaç kişilik aşure çıktığını sormak bile anlamsız oldu. Çünkü aslında buğdayın bir ölçüsü yoktu. Sadece bir kap dolusu aşure yapıldığında, o küçük buğday taneleri bile birdenbire kaybolur, mutfakta bir araya gelir ve hepsi birbirine karışırdı.

Her yudumda, geçmişin, ailemin, sevdiklerimin anılarını hissettim. Bir çorba kasesinin içinde kaybolan bir 1 kilo buğday, 10, belki 20 kişiye yetecek kadar paylaşılabilir hale geliyordu. Ama gerçek değer, o aşurenin içinde başka bir şeydi: İnsanların birbirine verdiği değer, gönlünden dökülen sevgi ve o anı paylaşıyor olmamız…

Bir Yudumda Geçen Zamanın Hızına Yetişmek

Zaman öyle hızlı geçiyordu ki, farkında bile olamadım. Bir kaşık aşure, eski dostların gülüşlerini, kaybolan yılları ve umutların nereye kaybolduğunu hatırlatıyordu. Kardeşim ve annemle otururken, bir yudum aşure içtikçe, acıların da tatların da birbirine karıştığını fark ettim. Yaşam böyle değil miydi zaten? Her gün, bir tatlıyı, bir çorbayı, bir yemek ritüelini paylaşarak hayatımızı geçirmiyor muyduk? O gün, 1 kilo buğdayın neden bu kadar değerli olduğunu, o kadar basit bir yemeğin aslında çok şey ifade ettiğini hissettim.

Aşureyi annemle yaparken, bana zor gelen anlar aslında buğdayın, bir araya gelen o ince tanelerin, birer hatırlatıcı olduğunu düşündüm. Kayseri gibi bir şehirde büyümek, bana her şeyin birbirine bağlı olduğunu öğretmişti. Bir yemek yaparken zamanla, o anı paylaştığınız kişilerle kurduğunuz bağ ne kadar güçlenirse, o kadar fazla anlam taşıyor. Yavaşça, gülüşler arasında, o buğdayın kaybolduğu aşurenin nasıl o kadar kalabalığa yeteceğini fark ettim. Zaman ne kadar geçerse geçsin, paylaşarak çoğaltılan her şey bir şekilde yerini bulur.

Bundan Sonra Ne Olacak?

O an, hayatımda bir dönüm noktasına gelmişim gibi hissettim. Zamanla birlikte çoğalan, birlikte kaybolan aşure gibi, hayat da birden fazla tatla buluşuyor. Biraz acı, biraz tatlı. Hayatın her bir aşaması, bir kaşık aşurenin içinde eriyor gibi. Kayseri’nin sıcak sokaklarında, evimizin önünde otururken, geçmişin hatıralarına dalmak çok kolay oluyor. O günden sonra, 1 kilo buğdayın kaç kişiye yeteceği sorusu, bana her zaman farklı bir şekilde yankılandı. Zaten bu soruyu sormak, aslında neyin paylaşıldığını anlamak için biraz geç kalmış oluyordum. Çünkü paylaştıkça, bizler çoğalıyorduk.

Bir yıl daha geçerken, 1 kilo buğdayın herkese yetecek kadar çok anlam taşıdığını fark ettim. Yavaşça tencereden aldığım bir kaşık aşure, bana hatırlatmaya yetiyordu: Aşure, sadece bir tatlı değil, bir araya gelme, birleştirme ve geçmişin acılarını tatlandırma yoluydu.

Sonuç

Bu aşureyi paylaşırken, aslında hayatın gerçek anlamını paylaşıyoruz. Birlikte geçirdiğimiz her anın kıymetini daha fazla anlamaya başladım. Kayseri’nin yokuşlarında yürürken, artık sadece gülümsüyorum. 1 kilo buğday, belki de bir insanın en önemli anılarını içine sığdırabilir. Tıpkı aşure gibi; hepsi birleştiğinde, tencerede kaybolan 1 kilo buğday, anılarla dolup taşar. Bunu her yudumda hissediyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vd.casino